KİTAPLARIN GÖLGESİNDE BİR ÖMÜR
MAKSUT BAYAZIT
Ahmet Mahmut ŞEN
Maksut Bayazıt için hayat, 1952 yılında İzmit’te başlar; ancak onun asıl doğuşu, kâğıda ve kitaba olan sarsılmaz bağlılığının ruhuna mühürlendiği gençlik yıllarına dayanır. Bugün yetmiş dört yaşına merdiven dayamış olan bu ulu çınar, farklı ticari iş kollarında geçen yorucu ve hareketli bir çalışma hayatının ardından emekli olsa da zihnini ve ruhunu asla dinlendirmeye niyetli olmayan bir bilgi işçisidir. Dört evlat ve dokuz torun sahibi olan Maksut Amca’nın ailesine bıraktığı en büyük miras, aslında kitaplara olan bu sarsılmaz sadakatidir. Öyle ki büyük oğlunun Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde vaiz olarak ilim yolunda hizmet vermesi, babasının ruhundaki o öğrenme ve öğretme aşkının nesiller boyu süren bir meyvesi olarak karşımıza çıkar. Babasının onu okutma konusundaki tüm samimi arzusuna ve gayretine rağmen o günkü sosyoekonomik şartlar içerisinde eğitim alma fırsatı olmayan Maksut Amca, içindeki bu boşluğu elli yılı aşkın bir süredir ilmek ilmek işlediği kütüphanesiyle doldurmuştur.
Onun hayatındaki asıl dönüm noktası, gençlik yıllarında eline geçen ve Hz. İbrahim’in hayatını anlatan bir kitap olur. O sayfalar arasında dolaşırken kalbine düşen okuma aşkı, aradan geçen onca yıla ve hayatın getirdiği türlü meşgalelere rağmen bugün hâlâ aynı heyecanla hatta daha da büyüyerek devam etmektedir. Bu tutkunun en çarpıcı kanıtı, 1967 yılında TÜBİTAK tarafından yayın hayatına başlayan Bilim ve Teknik Dergisi ile olan bağıdır. Henüz ilk sayısı çıktığında dergiyi alan ve o günden bu yana tam elli dokuz yıldır tek bir sayıyı bile atlamadan koleksiyonuna ekleyen Maksut Amca, bu yönüyle yaşayan bir arşivci kimliğine bürünmüş durumda. Bir dönem aynı anda on yedi farklı dergiye birden abone olacak kadar geniş bir merak yelpazesine sahip olmuş, vaktini ve imkânlarını her zaman yeni bilgiler keşfetmeye adamıştır. Bugün geldiği noktada, Diyanet ve Türkiye Diyanet Vakfı yayınlarının neredeyse tüm eserlerini kapsayan, toplamda on beş bin kitaptan oluşan devasa bir kütüphaneye sahiptir.
Maksut Amca’nın kitaplarla olan bu derin münasebeti sadece raf doldurmak ya da bir koleksiyon sergilemek üzerine kurulu değildir. O, kitabın sadece fiziksel varlığına değil onun temsil ettiği emeğe ve bilgiye de derin bir hürmet duyar. Geçmiş yıllarda kütüphanesinden ödünç kitap veren Maksut Amca, ne yazık ki bazı ihmaller ve geri gelmeyen emanetler nedeniyle bu alışkanlığından vazgeçmek zorunda kalır. Kötü niyet barındırmayan bu geri gelmeyişler ve kitapların ait oldukları raflara dönmemesi onda haklı bir kırgınlık yaratır. Ancak bu durum onun paylaşma ruhunu söndürmez. O, ödünç kitap vermeyi bırakır ama kitap hediye etmeyi ihmal etmez. Evindeki bu muazzam kütüphaneyi ziyarete gelen yetişkinlere ilmihal, çocuklara ise okumaları şartıyla elindeki fazla çocuk kitaplarını ve dergilerini hediye eder. Üstelik bununla da kalmayıp okuyup bitirene bir sonraki kitabın sözünü vererek onları sürekli bir okuma disiplinine teşvik eder.
Güne mutlaka kitap okuyarak başlayan Maksut Amca için mevsimlerin de ayrı bir ritmi vardır. Kış aylarının o uzun gecelerinde ve dingin atmosferinde kütüphanesine çekilir, günde ortalama beş altı saatini okuyarak ve tefekkür ederek geçirir. Yazın bağ ve bahçe işlerinin artmasıyla bu süre biraz azalsa da kitaplardan ve dergilerden elini çekmez. Seçtiği eserlerde, saf bilgiye ve temel kaynak niteliği taşıyan ağırbaşlı eserlere önem verir; insanın zihnini inşa edecek derinlikli metinleri tercih eder. Bu tutkusu için yıllar boyunca maddi anlamda da büyük fedakârlıklarda bulunur. Öyle ki bugün emekli maaşının hatırı sayılır bir kısmını hâlâ kitapçılara ve dergi aboneliklerine yatırmakta bir an olsun tereddüt etmez.
Teknolojinin sunduğu e-kitap veya internet alışverişi gibi kolaylıklara pek rağbet etmeyen Maksut Amca, kitabın kokusunu duymayı ve sayfalarına bizzat dokunmayı tercih eden eski toprak bir kitapseverdir. Bu yüzden, on beş yıldır Kocaeli’de düzenlenen ve dokuz gün süren kitap fuarı onun için bulunmaz bir hazine değerindedir. Fuar süresince her gün alanı ziyaret eden, stantları tek tek gezip yeni çıkan eserleri büyük bir hevesle inceleyen ve onlarca kitabı kütüphanesine dâhil eden Maksut Amca, fuarın en sadık ziyaretçisi olarak bilinir.
Kendisinden nasihat isteyen gençlere ve kitap tavsiyesi bekleyenlere ise önce sağlam bir ilmihal okumayı önerir ve cep ilmihalleri hediye eder. İlim ile amelin bir bütün olması gerektiğine inandığı için beş vakit namazı aksatmamalarını da özellikle salık verir.
Maksut Amca’nın en büyük huzur kaynağı, gözü gibi baktığı bu hazinesine çocuklarının ve torunlarının sahip çıktıklarını görmektir. Onun için kütüphanesi sadece kâğıt yığınlarından değil bir ömrün sabırla dokunmuş tecrübelerinden oluşmaktadır. Bizler de okumaya adanmış, mürekkep kokulu bu hayata tıpkı onun kitapları gibi bereketli ve uzun bir ömür diliyoruz. Onun bu okuma aşkı, bilginin en büyük güç, kitabın ise en sadık dost olduğunun yaşayan bir kanıtıdır.